İslami VahdetKaynaklarMakaleler

Velayet Eksenli Hareket, Düşmanın Bütün Planlarını Boşa Çıkarır

Eğer biz ilahi huzur ilkesine sahip çıkar, Velayet ekseninde hareket edersek düşmanın bütün planları boşa çıkacaktır. Bugün Velayet-i Fakih makamı etrafında toplanan müminler düşmanı yenilgiye uğratmışlar ve düşman bu iman gücüne karşı çaresiz kalmıştır.

Bismihi Teala

“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, Allah’da size yardım eder.”

Bugün İslam coğrafyasında müslümanların kanlarının dökülmesinden nehirler kızıl olmuş, böyle giderse ortam kan denizine dönecek.

Müslümanlar Allah’ın dininden ve yardımından mahrum kalmışlarsa bir yerde bir sorun ve kopukluk vardır. Allah’ın nusretini esirgeyen sebebler nelerdir?

Yine İlahi kelamda yanıt arayalım:

Sizin ticaretiniz ve alışverişiniz sizi Allah’ın zikrinden uzaklaştırmasın!

Kalplerin titrediği ve gözlerin döndüğü kıyamet gününden gafil etmesin!

Ticaret, bizi gaflete düşürmesiyle düşmanın beldelerimize girmesine yol açılır.Bu gafletle insanın diğerinsanlarla manevi bağını keser. Sonunda birlik bozulur, herkes yalnız ve bencil olunca toplum zayıflar.

Allah’ı unutan kalbe Şeytan yerleşir. Şunu kesin bilelim toplumların başına gelen belaların ana sebebi Allah’la kesilen dostluk bağıdır. Allah müminlerin velisi ve dostudur ve onları karanlıktan nura çıkarır, sıkıntıdan huzura, esaretten özgürlüge kavuşturur. Ticaret insanı maddeye bağlar ve esir ederse Allah’la dostluk bozulur, sözle mümin olduğunu söylesede!

Bu musibetler Allah ile bozulan dostluktan neşet eder. Allah az toplulukları yardımıyla zafere kavuşturur, Bedir savaşı örneği gibi.

Peki neden bugün bu yardım bizi kuşatmıyor?

Bu kan ve savaşın sorumlusu sadece yabancılar değildir, bizde sorumluyuz. Yabancının işi zulüm ve sömürüdür biz buna fırsat vermişsek sorumluyuz.

Allah uyarıyor: “Sakın ticaret sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın.”

Biz namaz kılıyor, dua ediyoruz ama şu muhakemeyi yapmalıyız: Allah ile bağımız yaşamamıza yansıyormu?

O’nunvarlığını zikretmekle günahlardan sakınıyormuyuz? Bir başkasının kalbimizde O’nun yerini almamasına dikkat ediyormuyuz? Huzur-u hakkın bilincindemiyiz?

Biz hakkı bırakıp fırkalar savaşıyla meşguluz. Babalarımızdan miras kalan fırkaların kavgasını veriyor, onu birde hakk sanıyoruz!

Biz hakkı unutursak Ehl-i Beyt mensubu olmayla, Şafii olmayla veya herrhangi bir fırkadan olma arasında fark kalmaz, iç çatışmalar sürer.

Velayet hakkikatı ilğa edindiğinden beri bu ortam hazırlandı. İlahi Velayet’i temsil eden İmamet etkisiz edilmesiyle İslam karşıtları ümmeti türlü fırkalara bölüp birbirleriyle çatışmalarını sağlamışlardır.

Eğer biz ilahi huzur ilkesine sahip çıkar,Velayet ekseninde hareket edersek düşmanın bütün planları boşa çıkacaktır. Bugün Velayet-iFakih makamı etrafında toplanan müminler düşmanı yenilgiye uğratmışlar ve düşman bu iman gücüne karşı çaresiz kalmıştır.

Evet, Allah müminlerin velisi ve onları karanlıktan nura çıkarandır.

Bizler kendi çizgimizin ve yolumuzun kurallarını ve ilkelerini çok iyi bilmeliyiz ve yaşamımızın her anında Allah’ın zikrini unutmamalıyız. Unutulan her an ve her vakit şeytanın kalbimize girişine fırsat verir. Şeytan müslümanlar arasında öfkeyi ve savaşı kızıştırır.

Tarihi iyi okuduğumuzda düşmanın ilk hamlesinin Velayet makamına olduğunu görürüz. Kur’an’a ve Sünnet’e dokunulmamıştır, çünkü Velayet olamayınca Kur’an ve Peygamberimizin(s.a.a)Sünneti uygulanamaz.

Görevimiz nedir?

Sadece inanmakla ve anlatmayla kalmamalıyız. Hiç bir dönemde bizim zamanınımız kadar edebi sözlerle ve güzel cümlelerle İslam anlatılmamıştır. Düşmanda buna müsaade eder. Ama biz eğer Velayet inancımızı pratikte kanıtlarsak bir sonıç alabiliriz. Amel olmadan sözler çok güzel olsalarda etkisiz ve sonuçsuz kalır.

Biz Allah’ın yardımını istiyorsak gece gündüz ümmetin kardeşliğini ve dayanışmasını sağlayan faaliyetler yapmalıyız.

Kibir, bencillik, öfke gibi sıfatlardan arınarak kardeşliği tesis etmek için bütünimkanlarımızı değerlendirmeliyiz.

Allah’ın bize yüklediği vazifeyi hala yeterince idrak etmemişiz, aksi takdirde bir dakkikayı bile bu yüce vazifeden gafil olarak geçirmezdik.

İnsanlar büyük bir hüsran içindedir.

Boşa harcanan her nefes ömürden bir parça atılmış anlamındadır. Bilinçli olursak her anı her nefesi faydalı ve en güzel şekilde kullanırız.

Umut ediyorumki evlerimiz Allah’ın zikriyle dolu olur. Ayetlerin ışığıyla ilahi nusret bize ulaşır.

Bilgili olmamız, siyasi analizler yapmamız yazılar yazmamız düşmanın durmadan bizim ellerimizle topraklarımızda kan akıtmasına engel olamıyor. Söz etmektense, çok iş yapmanın vaktidir. Bu yolda iman, sadakat, vefa, takva ve gayret gerekir. Bunları kanıtlamakla müminler listesine alınırız ve ilahi yardım bizi kuşatır.

Bugün Velayet müessesi vardır ve Hakkı temsil eder. Bu Velayet hakikatına bağlı ve sadık olanlar düşmanları yenilgiye uğratırlar.

Velayet ışığını kimse söndüremeyecektir Müslümanlar bu nura sahip çıkmamayla sadece ilahi zaferi ertelerler. Bütün düşmanlar Velayet makamının varlığından dolayı uğradıkları çaresizliğin öcünü müslümanları bu makamdan uzaklaştırmakla alıyorlar.

Herkes kendisinin bu hakkikate karşı sorumluluğunun muhakemesini yapsın.

Ya Rabbi bize doğruların saflarında yer almayı nasip et. Doğrulardan bizi ayırma. Bize yardım et, fedakar ve sadakatle çalışmayı bizlere nasip et.

https://irangercekleri.net/imam-humeyninin-ayetullah-hamaneyin-sorusuna-cevabi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı