AnalizlerİhtilaflarKama Vurma

Kama vurmak ve İslam’ın tahrifi

Kama vurmanın tarihi ve tarihte ilk kez ne zaman kama vurulduğu hakkında farklı görüşler vardır. Ancak bu görüşler içinde en çok senede sahip olan görüş kama ve zincir kültürünün Azerbaycan Türkleri tarafından Farslar ve Araplara sıçradığı görüşüdür.Bir diğer görüş ise Hindistan (Pakistan)’dan diğer ülkelere sırayet ettiği görüşüdür. Ancak her iki görüşünde doğru olduğu uzak bir ihtimal değildir. Şöyle ki İslam ülkelerini işgal edip sömürgesi haline getirmek isteyen İngiltere ve öteki batılı ülkeler bu emellerine ulaşmak için kama ve zincir kültürünün hangi toplumlarda daha çabuk yayılacağını hesaplamış ve onlara göre İmam Hüseyin’e olan aşırı bağlılıklarından dolayı Türkler ve Hindistan toplumu seçilmiştir. Bu iki toplumun seçilmesinin bir diğer nedeni ise bu iki toplumun Şia’nın merkezi olan Necef’ten coğrafi olarak uzak olmalarıdır…
Iraklı sosyolog ve araştırmacı İbrahim Haydari “Kerebela Trajedisi” adlı kitabında bu görüşü savunmaktadır. Ona göre 19. Yüzyıldan önce Irak’ta kama vurma kültürü yoktu ve yavaş yavaş bu yüzyılın sonlarında bu ülkede yayılmaya başladı. Dolayısıyla kama vurmak ve… başka ülkelerden Irak’a sıçramıştır.
İngilizlerin Hindistan’da uygulamaya koydukları bidatleri halk arasında maalesef tutmuş ve daha sonra oradan yavaş yavaş İran ve Irak’a yayılmıştır. Artık Aşura günleri İmam Hüseyin için başlarına kama ile vuranlar sırtlarına zincirle vuranlar görülmeye başlandı!!
Çok uzak olmayan bir geçmişte, İngiltere’nin Tahran ve Bağdat büyükelçilikleri, sokak ve caddelerde çirkin ve nefret uyandırıcı bir şekilde dolaşan bu (kama ve zincir vuran) heyetleri temin etmekte ve korumaktaydı. İngiliz sömürgeci siyasetin amacı, bu çirkin törenlerin yaygınlaşması için çaba sarf etmekti. Çünkü bu ülkelerin sömürgeleştirilmesi için makul delillere ihtiyaç duymaktaydı. İngiliz sömürgeciler yayınlanan neşriyat ve halkın tepkisiyle karşı karşıya kalmaktaydılar. Bu bahane ile bu ülkelere gitmeleri gerektiğini ortaya koymaktaydılar. (Şu anda Amerika’nın Müslüman ülkeleri işgal etmek için kullandığı argümanın tıpa tıp aynısı. İngilizler Müslüman halkın cahil ve geri kaldıklarını, Amerikalılar ise bu ülkelere demokrasi götürmek için girdiklerini söylemektedirler!)
Amerikan Haber Alma Teşkilatı CIA’nın Aşura Kültüründeki Etkisi
Son zamanlarda Amerika’da “Dini Mezhepler arasında tefrika planı” adlı bir kitap yayınlanmış. Bu kitapta eski CİA yetkililerinden Michael Brand ile bir röportaj yer almaktadır. Eski CİA yetkilisi bu röportajında şialar ve Şia mezhebi aleyhinde hazırladıkları planlarını anlatıyor :
“İslam dünyası asırlardan beri batı devletlerinin hâkimiyetinde bulunuyor. Bu asırda bir çok İslam ülkesi bağımsızlıklarını kazanmalarına rağmen bu ülkelerin siyasi ve ekonomik sistemleri ve özellikle toplumlarının kültürleri henüz batılıların kontrolündedir ve batılıları takip etmektedirler.
1979’da gerçekleşen İran İslam İnkılabıyla ABD büyük bir darbe almış oldu. Başlangıçta biz, bu inkılabın İran’ın mezhebi toplumunun doğal isteği olduğunu ve dini liderlerin bu durumdan yararlanmak istediklerini düşünüyor ve Şah gittikten sonra zamanla istediğimiz kimseleri başa getirerek İran üzerindeki siyasetimizi devam ettiririz diye plan yapıyorduk. Ama zaman geçtikçe İran İslam İnkılabıyla ortaya çıkan İslam İnkılabı kültürünün bölge ülkelerine, özellikle Irak, Pakistan, Lübnan ve Kuveyt’te yayılması sonucunda İran İslam İnkılabı hakkında yanlış tahliller yaptığımızı anladık. CIA’nın üst düzey yetkilileriyle bir toplantı yaptık ve o toplantıda İslam ülkelerinde tecrübesi olan İngiliz gizli servisinden yetkililer de vardı. Şu neticeye vardık: İran İslam İnkılabının zafere ulaşmasının sebebi Şah’ın takip etmiş olduğu yanlış siyaset değil, başka etkenler var; birincisi güçlü mezhebi bir liderin olması, ikincisi bu mezhebin şehadet kültürüne sahip olması ki bu şehadet kültürü, 1400 yıl önce İslam Peygamberinin torunu İmam Hüseyin tarafından temeli atılmış ve her yıl Muharrem ayında yapılan matem merasimleriyle bu şehadet kültürü yaşatılıp yaygınlaştırılıyor. Ve Neticede anladık ki, Şia mezhebi diğer İslami mezheplerden daha aktif ve daha sağlam temelleri var.
Bu toplantıda, Şia mezhebi üzerinde daha fazla araştırma yapılmasına ve bu araştırmalar neticesinde plan ve proje hazırlamaya karar verdik. Bu tahkikat için 40 milyon dolar bütçe ayırdık. Bu proje üç merhalede gerçekleşti:
1- Şialar hakkında bilgi ve istatistikleri toplamak
2- Kısa vadeli hedefleri uygulamak; Şia aleyhine tebliğ ve Şia mezhebiyle diğer islami mezhepler arasında tefrika çıkarmak.
3- Uzun vadeli hedefi uygulamak; bu mezhebi yok etmek.
Projenin birinci merhalesine ulaşmak için dünyanın her yerine şu soruların cevabını bulmaları için araştırmacılar gönderdik.
a) Şialar dünyanın hangi bölgesinde yaşıyorlar ve bulundukları bölgelerde ne denli etkililer.
b) Şialar arasındaki ihtilaflar nasıl körüklenebilir.
c) Şia –Sünni arasında nasıl ihtilaf çıkarır ve bu ihtilaflardan nasıl yararlanabiliriz.
Bu tahkikatlar bize şunu öğretti ki, Şia mezhebiyle direk savaşamayız ve karşı karşıya gelirsek başarı şansımız çok azdır. Perde arkasından iş yapmamız gerektiğini anladık. İngilizlerin meşhur “ihtilaf çıkar böl ve hükmet” sloganı yerine “ ihtilaf çıkar böl ve yok et” siyasetini uyguladık.
Bu siyaset doğrultusunda büyük hedeflerimize ulaşmak için geniş planlar yaptık. Şia mezhebiyle ihtilafı olan ve Şiaları kâfir ilan edip münasip zamanlarda onlara karşı cihat emri verecek, diğer mezheplere mensup şahıslara destek verdik. Ve aynı zamanda halk arasında itibarları yok olsun diye Şia taklit mercileri ve dini otoritelerin aleyhine geniş alanda tebliğ ve propaganda çalışması başlattık.
Üzerinde hassasiyetle durmamız gereken konulardan biri de, Aşura kültürü ve şehadet kültürüydü. Çünkü Şialar her yıl bu kültürü, toplantı ve matem merasimleriyle yaşatıyor ve canlı tutuyorlardı. Bunun için karar aldık ki, bu merasimleri düzenleyen menfaatçi ve makam peşinde olan hatipler ve meddahlara mali destek sağlayarak onların aracılığıyla bu alandaki Şia akidesini ve şehadet kültürünü zayıflatıp yok edelim. Bu alana hurafeler sokarak Şiaların cahil ve hurafelere inanan Müslümanlar olarak tanıtmak istiyorduk.
Diğer taraftan Şia mercii taklitler aleyhine yazılar hazırlayıp maddiyatçı, çıkarcı hatipler ve yazarlara vererek yayılmasını sağlıyorduk.
Planımız 2010 yılına kadar hedeflerimizin önünde en büyük engel olan Şia merci taklitlerin toplumdaki itibarını azaltıp, Şiaların kendi eliyle ve diğer İslami mezheplerin yardımıyla onları yok etmekti. Ve nihayetinde Şia mezhebine son darbeyi vurup yok edecektik.”
Diyen “Michael Brand” hedeflerinin son aşamasında başarılı olamamalarını Şia Mercei Taklitlerinin beklenenin aksine akli selim hareket etmelerine bağlıyor.
Ulema ve Taklit Mercilerin kama ve zincir vurmakla ilgili görüşleri
Vefat Etmiş Ulemalar
Büyük Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim (r.a): Kama ve kılıç vurmak, dini veya müstehap bir iş değildir. Bu iş İslam, Müslümanlar ve Ehl-i Beyt’in zararınadır.
Büyük Ayetullah Seyyid Ebu’l Kasım Hoi (r.a): Kama vurmanın meşruiyeti hakkında hiçbir delil yoktur ve onun müstehap sayılması için hiçbir yol yoktur.
Ayetullah şehit Murteza Mutahhari (r.a): Bu tür merasimler, Ortodoks Hıristiyanlarından kaynaklanmıştır.
Ayetullah Muhammed Cevad Muğniye (r.a): Hoş olmayan bu gelenekler, bidattir. Din ve mezhepte yeri yoktur.
Büyük Ayetullah Şehit Seyyid Muhammed Bakır Sadr (r.a): Bu tür işler, cahil insanların işidir ve ulema devamlı bu tür işleri yasaklamış ve haram etmiştir.
Büyük Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan İsfahani (r.a): Kama vurmak, zincir vurmak ve trampetten istifade etmek haramdır ve meşru değildir.
Büyük Ayetullah Seyyid Muhsin Emin Cebel Amuli (r.a): Kama vurmak ve bu tür yas merasimleri akıl hükmüne ve şeriata göre haramdır. Dünya da faydası olmayan ve ahirette de sevabı olmayan başı yaralamak nefse eziyet etmektir ki şeriatta haramdır. Bu amel, Ehl-i Beyti’n Şialarının halkın gözünde alaya alınmasına sebep olmuş ve onları vahşi olarak saymalarına sebep olmuştur. Hiç şüphe yoktur ki bu tür ameller şeytanların vesveselerinden kaynaklanmakta ve Allah, Peygamberi ve Ehl-i Beyt’in razılığı yoktur. Elbette bu amellerin adlarını değiştirmek onun mahiyetini ve haram olan şer’i hükmünü değiştirmez.
Büyük Ayetullah Fazil Lenkerani (r.a): Kama vurma konusu, halkın imam Hüseyin’e daha çok ilgi duymasına, yönelmesine ve Onun mukaddes hedefine sebep olmadığı gibi, kötü neticeler vermesine sebep olmaktadır. Bundan dolayı imam Hüseyin (a.s) mektebine bağlı olan Şialar bu işlerden uzak durmalı ve eğer bu konuda nezretmiş olsalar bile nezirleri sahih değildir.
Büyük Ayetullah Salihi Mazenderani (r.a): Fıkıh kaynaklarında lubbi olsun, lafzi bil husus veya itlak veya umum olsun İmam Hüseyin’in (a.s) yas meclislerinde “kama zeni” hakkında ne fazilet, ne de erdem istifade edilmemektedir. Bilakis delillerin iktiza ettiği ve ikinci hüküm olarak bu işlerin haram olduğu ve caiz olmadığıdır. Bundan dolayı bu işlerden sakınmak farz ve gereklidir… İmanlı kardeşlerim biliyorlar ki bu kamaları kama vuran hainlerin başına vurmak gerekir.
Ayetullah Meşkini (r.a): Bu tür işler İslam şeriatında kabul edilmemiştir, hatta bunlardan bazıları zaten haramdır. Müslümanlar, bir çeşit ibadet olan İmam Hüseyin’in (a.s) merasimlerine bunları sokmaktan kesinlikle kaçınmalıdır.
Yaşayan Ulemalar
Büyük Ayetullah İmam Seyyid Ali Hamaney: Kama zeni (vurmak), uydurma bir gelenektir ve dinden alakası olmayan işlerdendir. Hiç şüphe yoktur ki Allah’ta onun yapılmasından razı değildir.
Komünistler, Azerbaycan’a musallat oldukları zaman, tüm İslami eserleri yok ettiler; örneğin camileri ambara dönüştürdüler; dini salonları ve hüseyniyeleri başka şeylere dönüştürdüler öyle ki İslam ve Şiilikten hiçbir eser geride bırakmadılar. Sadece bir şeye izin verdiler o da “kame zeni” idi! … neden? Çünkü kama zeninin kendisi onlar için din ve Şiiliğin aleyhine kullanacakları bir propaganda aracıydı! Bu şekilde bazen düşman bu tür bazı şeyleri din aleyhinde kullanmaktadır. Her ne zaman hurafeler ortaya çıksa, halis din kötü tanınacaktır.
Büyük Ayetullah Seyyid Ali Sistani: “Yas ve mateme leke getirecek işlerden içtinap edilmelidir.”
Büyük Ayetullah Nuri Hemedani: Yas tutan muhteremler, kamaları kendi başlarınıza vuracağınıza İslam topraklarını işkal etmiş, onları zayıflatma fikrinde olan ve onların kaynak ve sermayelerini yağmalamak için her gün yeni oyunlarla İslami hayatı tehlikeye sokmak isteyenlerin başlarına vurunuz. Allah, bu yolu kat etmeleri için tüm Müslümanlara inayet ve başarı ihsan etsin.
Büyük Ayetullah Cevadi Amuli: İslam’ın çirkin tanınmasına ve matem meclislerine hakarete sebep olacak şeyler caiz değildir. Kama zeni ve bunun gibi şeylerden uzak durulması umulur.
Büyük Ayetullah Mekarim Şirazi: Yas ve matem meclisleri öyle bir şekilde olmalıdır ki İslam düşmanlarının eline bahane vermemeli ve su-i istifade etmelerine sebep olmamalıdır. Ve bu azim ve büyük merasimler zayıflatılmamalıdır. Bundan dolayı mezhebin lekelenmesine sebep olacak işlerden – jiletle sine vurmak veya bıçaklı ve jiletli zincirlerle kendisine vurmaktan- sakınılmalıdır.
Büyük Ayetullah Mezahiri İsfahani: Kama vurmak ve bunun gibi şeyler caiz değildir.
Büyük Ayetullah Seyyid Kazım Hairi: Kama vurmak gibi hurafeler, İslam ve Şiiliğin kötü tanınmasına sebep olmaktadır.
Büyük Ayetullah Şeyh Muhammed Yakubi: Akla aykırı amellerin yapılması, nefse zarar vermek veya din ve Ehl-i Beyt (a.s) mektebine ihanet ve hakarete sebep olacak şeyler caiz değildir… bundan dolayı kama vurmak ve keskin şeylerle bedeni kanlar içinde bırakmaktan sakınmak farzdır.
Ayetullah Muhammed Mehdi Asifi: Bu işler Aşura mesajının halka ulaşmasında kötü etki bırakmaktadır ve Hüseyni şiarların hafife alınmasına sebep olmaktadır.
Merhum Ayetullah uzma Mirza Cevad Tebrizi: “Aba Ehli için yas tutmak en önemli dini şiarlardan ve Şia’nın baki kalmasının sırlarındandır. Ancak yas tutan azizler mezhebin karalanmasına, İslam ve Ehlibeyt (a.s) düşmanları tarafından suistifade edilecek işlerden kaçınmaları gerekmektedir.” Yine başka bir yerde şöyle buyurmuştur: “Yas öyle bir şekilde tutulmalıdır ki Şia’ya leke getirmemelidir.” (Yeni sorular, s. 456) Ve yine başka bir yerde şöyle buyurmuştur: “Bu amelleri İmam Hüseyin’in yas ve mateminden saymak teemmül edilecek bir şeydir.” (Tariku’n Necat, c. 2, s. 445)
islamivahdet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu