Analizlerİhtilaflarİmam Ali Hamaneyİmam Humeyni (r.a)

İmam Humeyni ve İmam Hamanei Açısından Gadir-i Hum

“- Bugün Gadir-i Hum günü ve en büyük dini bayramlardan bir bayramdır. Bu bayram mustazafların bayramıdır; mahrumların bayramıdır; dünya mazlumlarının bayramıdır.
– Bugün, Allah Tebareke ve Teala Resulü Ekrem (s.a.a) aracılığıyla ilahi maksatların yürütülmesi, tebliğ işinin sürdürülmesi ve enbiyaların yolunun devam ettirilmesi için Hz. Emir’i (a.s) mensup etmiştir. Bizler, görevde olduğu sırada hain ellerin iç savaşlar çıkararak çeşitli boyutları olan bu büyük insanın çehresini göstermesine izin vermedikleri için üzülmeliyiz. Bu büyük insanın bir çok boyutu bulunmakta ve tüm ilahi isim ve sıfatları kendisinde topladığı ilahi isimlerin mazharıdır. Tüm ilahi isim ve sıfatların tamamı dünya ve alemdeki zuhurunda Resulü Ekrem (s.a.a) vasıtasıyla bu şahsiyette zuhur etmiştir. Onda gizli kalan boyutlar, açık olan boyutlardan daha fazladır. Ve beşerin elinin ona ulaştığı ve ulaşabileceği bu boyutlar bir kişi ve şahsiyette toplanmıştır…
– Resulü Ekrem’in (s.a.a) kendi yerine tayin ettiği bu Ali bin Ebu Talip (aleyhi selam) yirmi kaç yıl bazı İslami maslahatlardan dolayı kendi inancına göre makam gasıbı olan bazı kişilere muvafakat etmiştir. Çünkü İslami maslahatlar bunu gerektirmekteydi ve eğer hazret o dönemde karşı bir direnç gösterseydi İslam tehlikeye girerdi.[1] ”
İmam Hamanei Açısından Gadir-i Hum
” Bizler kendi İslam inançlarımız esasına göre Gadir meselesini usullerimizden bilmekteyiz ve bu konuyu gündeme getirdiğimiz için bu düşünce bazılarının zihnine gelmesin ki bugün Şia ve Sünniler arasında şefkat, vahdet ve uyum günleridir. Dolayısıyla bu konuların gündeme getirilmesi iyi olmaz. Bu şekilde değildir; bu bir hata ve yanlıştır.
Bizler Şia ve Sünnilerin vahdet içinde olmalarını ve el ele vererek, güçlerini bir birlerinin üzerine koyarak “La ilahe illallah” düşmanlarının, İslam ve Kur’an düşmanlarının karşısında durmalarına inanmaktayız. Bunun anlamı Şia ve Sünnilerin inançlarından el çekmeleri değildir. Bunun anlamı Şiaların İslami inançlarını ve Şialılıklarını terk etmeleri veya Sünnilerin fıkhi, itikadi ve usul inançlarını terk ederek Şia olmaları anlamında değildir. Bu yanlıştır.
Bizler İslam’a davet ediyoruz ve İslam’ı savunuyoruz. Bizler Kur’an’ı, la ilahe illallah’ı, Kabe’yi ve İslami marifetleri bu hükümet, inkılap ve İslam cumhuriyetinin teşkili hedefleri doğrultusunda bilmekteyiz. Ama bunun anlamı Şiaların inançlarını bırakmaları veya onlara itina etmemeleri anlamında değildir. Kesinlikle ve asla böyle değildir[2]”
[1] – Sahife-i Nur, c. 19, s. 60-62
[2] – Cumhuri-i İslami Gazetesi, 24 Şehriver 1363, 1533. Sayı, s. 8.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı