KaynaklarMakaleler

ERKEK SÖZÜ!

Ey inandıklarını iddia eden insanlar!
Kalpleriniz ne zaman Allah’a karşı yumuşayacak?
Ne zamana kadar uyuyacaksınız?
Ne zamana kadar gaflet edeceksiniz?
Ne zamana kadar bilgisizce yaşayacaksınız?
Ne zamana kadar haram yiyecek, yalan söyleyecek, gıybet edecek, içki içecek, kumar oynayacak ve günah işleyeceksiniz?

Siz Allah’ın bu çağırısını duymadınız mı ki bize sesleniyor, çağırıyor ve soruyor: Daha ne zamana kadar kalplerinizi öyle katılaştırmaya devam edeceksiniz? Ne zaman benim yâdımla yumuşatacaksınız?

“İnananlar için hâlâ vakit gelmedi mi ki kalpleri Allah’ın zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine Kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?” (Hadid, 16)

Aklına gelince “İnşallah Ramazan ayında”, Ramazan girince “İnşallah Muharrem ayında”, Muharrem gelince “İnşallah bahara doğru”, kış girince de “İnşallah yaza doğru” diye diye daha ne zamana kadar geciktireceksiniz?

Kimileri de birkaç defa camiye gidip namaz kılmak, birkaç defa matem meclislerine katılıp üç-beş damla yaş akıtmakla mümin olduklarını sanıyorlar. Vallahi bunlarla mümin olunmaz, gelecek bunlarla hazırlanmaz! Sağlam düşünmek gerek, kalıcı şeyler yapmak gerek…

Ömür gelip geçiyor ve sizden sonra çocuklarınız, sizden aldıkları örneklerle bıraktığınız yerden hayatı devam ettirecekler. Biraz kendinizi, biraz da çocuklarınızı düşünün. Oğullarımızı kaybediyoruz, kızlarımızı kaybediyoruz, toplumumuzu kaybediyoruz! Ne olacak bizim halimiz?

Düşünün, tövbe edin!
Denir ki: Tövbenin ilk merhalesi, ruhunda bir sızlama hissetmendir. Ruhun acımalı. Paklığa karşı özlemle bakmalı, geçmiş temizliğini arzu etmeli, pişmanlık içinde gark olmalısın. Körelmiş kalp gözünle günahlarını bir gözden geçir ve kendi muhasebeni yapmaya başla: Bak bir hele, günde kaç “büyük günah” işliyorsun?

Türlü türlü günahlarla cennete gitmeyi düşünecek kadar seni gaflete düşüren şey nedir?
Bu tamahla ne elde edebilirsin ki?

İmam (a.s) buyurmuştur ki temizlenmenin ilk şartı tövbedir. İkincisi ise “erkek sözü” vermek!..

Yani ciddi bir karar alacaksın. Kendi kendine parmak sallayıp “Bir daha bu çirkin işi yapmayacağım!” demelisin…

“İş işten geçti, artık bizim için kurtuluş yok!” demeyin sakın. Bu bile büyük günahtır. Bu konuda hadisimiz var: “Ne yaptıysanız dönün ondan” deniyor. “Dönün ki Allah hepsini bağışlar…”

İslam’da her şey için bir sınır belirtilmiştir. Ama günahtan dönmenin sınırı yoktur. “Şu sınıra gelirse bağışlanmaz” diye bir kural yoktur. Ne yaparsan yap, günahların ister ayyuka çıksın, yine de tövbe edebilirsin, yine de Allah’a dönebilirsin.

Yeter ki erkekçe tövbe et!
Yeter ki için, duyacağın pişmanlıkla alev alev yansın!
Yeter ki kalbî bir devrim gerçekleştir!
“Allah’ım, karar verdim, bir daha günah işlemeyeceğim ve bir daha günahtan yana özür dilemek için sana gelmeyeceğim!” de…

Ama dikkat et!.. Bu, sadece sözde kalmayan bir tövbe olmalı. Bir iki defa camiye gitmekle her şey bitti-gitti diye düşünme!
İmam Cafer Sadık (a.s) buyurmuştur ki: Sürekli günah işleyip ardından “estağfirullah” demek, günah işlemekten daha kötüdür. Zira bu, Allah ile alay etmektir!
Tövbenin iki ana direğini sizlere açıkladık: Hasret, pişmanlık, kalbi rahatsızlık (1) ve tekrarlanmayacağına dair ciddi bir karar (2)…

Tüm bunları yerine getirdiğiniz takdirde tövbe etmiş sayılırsınız. Ama kabul olmasının iki şartı daha vardır.
1-Kul hakkını sahibine geri vermek… Zira Allah adildir ve kullarının hakkından asla geçmez. İnsanların malını yemişseniz ya onu sahiplerine geri vermelisiniz ya da gidip onlardan özür dilemelisiniz. Gıybet etmişseniz, yüzünüzün suyunu dökecek olsanız da gidip gıybetini yaptığınız kimseden özür dilemeli, affını istemelisiniz. Çünkü günahtan yana tövbe eden bir kimse, insanların hakkını da vermelidir. Borç almışsa borcunu vermelidir. Zekâtı varken vermemişse, kul hakkına girmiştir. Humus ödemesi gerekirken vermemişse, kul hakkına girmiştir. Rüşvet almışsa sahibine geri vermelidir.

Orucun telafisi kazasıdır, namazın telafisi kazasıdır, ama kul hakkının kazası olmaz. Onu sahibine geri vermekle ancak yerine getirebilirsin. Sadece para da değil, gıybet de etmişsen af dilemeli, pişmanlığını onun huzurunda adeta yalvararak dile getirmelisin. Kolay mı öyle “estağfirullah” deyip kurtulmak?

Bunlar şaka değil kardeşim, hakikatin ta kendisidir. O gün geldiğinde bunları yerine getirmeden ölecek olursak bize denecek ki: Sen Müslüman değilsin; ancak, ister Yahudi olarak hasredelim seni, ister Nasrani!.. Seçim hakkı senin…

O halde kendin karar ver: Tövbe ediyor musun? Kendi kendine erkek sözü veriyor musun?

https://irangercekleri.net/tahranda-26-uluslararasi-kurani-kerim-fuari-bugun-aciliyor/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu